Soğutma Tekniği

Soğuk Hava Deposu

Soğuk Hava Deposu ülkemizde gıdaların muhafazası için önemli bir yere sahiptir. Soğuk Hava Deposu ile soğuk zincir başlamış ve bitmiş olup hassas gıdalar uzak mesafelere rahat bir taşınabilmektedir.

Soğuk Hava Deposu yatırımı için hassas fizibilite yapılmalı ve ürüne göre depo tasarlanmalıdır. Daha önceki yazımızda Soğuk Hava Deposu projesini üniversite tasarım tezi olarak analiz etmiş ve sizlerle paylaşmıştık. Merak ediyorsanız Soğuk Hava Deposu Tasarım Tezi yazımızı inceleyebilirsiniz.

Soğuk Hava Deposu Hakkında detaylı bilgilendirmeleri bu yazımızda sizlerle paylaşıyor.

SOĞUK HAVA DEPOSU

Giriş – Soğuk Hava Deposu Nedir?

Bugün yeryüzünde yaşayan insanlığın en az üçte biri açlığa maruz olup, yeteri derecede beslenememektedir. Ancak ne yazıktır ki, gene bugün insanlığın besin ihtiyacı için üretilen gıda maddelerinin gene en az üçte biri insanlığın ihtiyacına arz edilmeden bozulmakta ve çürümektedir. Bugün insanlığın besin ihtiyacı için üretilen tün gıda maddeleri bozulmadan ve çürümeden insanlığın ihtiyacına arz edilmiş olsa idi, insanlık belki de açlığa maruz kalmayacak ve yeter derecede bile beslenebilecektir (7).

Soğuk Hava Deposu ile İnsanlığın besin ihtiyacı için üretilen gıda maddelerinin bozulmadan ve çürümeden pazarlanması, nakli ve gerektiğinde tüketime kadar muhafazası için gene insanlık öteden beri bazı tedbirlere başvurmuş ve bazı usuller geliştirmiştir. Bu usullerden yaygın kullanım görenleri yüksek sıcaklık uygulaması, kurutma, salamura içinde muhafaza ve soğutma yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Soğutma yöntemi, gıda maddelerinin soğuk depolarda belirli bir sıcaklık ve nemde gıda maddelerinin taze görünümü ile koku, lezzet ve vitamin değerlerinin doğadakine en yakın bir seviyede muhafaza edecek şekilde uygulanır. Soğuk depoculukta muhafaza yöntemlerini iki genel bölüme ayırabiliriz;

TAM KAPSAMLI SOĞUK HAVA DEPOSU PROJESİ İÇİN TIKLAYINIZ

Soğuk Muhafaza

Soğuk Hava Deposu işlerinde muhafaza yöntemlerinden bir tanesi olan Soğuk muhafazada kısa, uzun süreli ve geçici depolama için ürün donma noktasının üzerindeki sıcaklıklarda soğuk muhafaza yöntemi ile depolanır. Kısa süreli veya geçici depolama, genellikle ürünüm devamlı kullanıldığı perakende satış yapan kuruluşlarda kullanılır Ürüne bağlı olarak kısa süreli depolama periyotları 1 ila 2 günden baz: durumlarda 1 hafta hatta bazen 15 günden daha fazla olabilir.

Uzun süreli depolama periyodu, depolanmış ürünün tipine ve depolama şartlarına bağlıdır. Uzun süreli depolama periyodu, olgun domates gibi bazı hassas ürünler için 7 ila 10 gün, elma ve soğan gibi dayanıklı ürünler için 6 veya 8 haftadan daha fazladır. Bozulabilir yiyecekler uzun süre depolanacağı zaman dondurulmalı ve donma sıcaklığının altındaki sıcaklıklarda saklanmalıdır. Bununla beraber, domates gibi bazı taze yiyecekler soğutma prosesleriyle zarara uğrayabilirler, bu yüzden başarıyla dondurulamazlar. Böyle ürünler için uzun süre muhafaza söz konusu olduğu zaman diğer muhafaza usulleri kullanılmalıdır.

Soğuk muhafaza yönteminde ürün, önce 0-10°C sıcaklığındaki bir odada ön soğutma işlemine tabi tutulduktan sonra, 0°C civarındaki bir soğuk muhafaza odasında depolanır (Bakınız Şekil 10.1).

Soğuk Hava Deposu - Soğuk Muhafaza Yöntemi
Soğuk Hava Deposu – Soğuk Muhafaza Yöntemi

Şekil 10.1’den de görüleceği üzere, soğuk muhafaza yöntemi, ön soğutma işlemi gerektirse de, uygulamada ürünler ön soğutma işlemine tabi tutulmadan direkt olarak soğuk muhafaza odalarına alınmakta ve sıcaklıkları kademeli olarak düşürüldükten sonra gerekli muhafaza sıcaklığında Soğuk Hava Deposunda depolanmaktadırlar.

Donmuş Muhafaza

Uzun süreli muhafazalar için uygulanan bu yöntemde, hasattan gelen ürün, önce 0-10°C sıcaklığındaki bir odada ön soğutma işlemine tabi tutulduktan sonra, sıcaklığı -35°C civarındaki şoklama tünellerinde dondurulur ve sıcaklığı -12 ila -25°C arasında değişen donmuş muhafaza odasında depolanır (Bakınız Şekil 10.2 ).

sekil-10-2-donmus-muhafaza-yontemi

Donmuş muhafaza yönteminde, ön soğutma işlemine gerek duyulmasının sebebi, hasattan gelen ürün sıcaklığı ile şok tünelinin sıcaklığı arasındaki farkın çok büyük olmasından kaynaklanmaktadır. Gıda maddelerinde meydana gelen aşırı sıcaklık değişimleri iç yapının bozulmasına neden olur.

Soğuk depoculukta 0°C ila -12°C arasında gıda maddesi muhafazası yapılmaz. Soğutma işleminin herhangi bir sebeple durması halinde, bu bölgede donmuş gıda maddesinin kısa bir süre sonra çözülme durumu ile karşılaşılabilir. Oysa gıda maddeleri, besin ve lezzet değerlerini kaybetmemeleri için ancak bir defa dondurulmalı ve tüketilmek üzere bir defa çözülmelidir. Herhangi bir gıda maddesinin bir kaç veya bir çok defa dondurulup çözülmesi, besin ve lezzet değerlerini büyük ölçüde bozar ve hatta o gıda maddesini kullanılamaz hale getirebilir.

Bazı gıda maddelerinin soğuk ve donmuş muhafaza sıcaklıkları ve ortalama muhafaza süreleri Tablo 10.1’de verilmiştir.

Ön Soğutma

Ön soğutma, hasat edilen gıda maddelerinin soğuk depoya konulmadan önce, bahçe ve güneş sıcaklığından kaynaklanan ısının alınarak soğutulmasıdır. Ürünlere ön soğutma işlemi uygulanması, sıcaklığın kademeli olarak düşürülmesini sağlayarak, ani sıcaklık düşümünden kaynaklanan iç yapının bozulmasını engeller, ürünlerin soğuk depoda muhafaza süresini uzatır ve soğuk muhafaza ve şoklama odasının soğutma yükünü önemli ölçüde azaltarak kuruluş ve işletme maliyetlerinin düşürülmesini sağlar.

Ön soğutma işlemi, genellikle ürünün üzerine hava üflenmesiyle gerçekleştirilir. Eğer hava ile soğutmada su kaybının artması nedeniyle solma görülürse, sulu soğutma sistemi uygulanır. Bu yöntem, ya ürünün soğuk suya daldırılmasıyla yada ürün üzerine soğuk su püskürtmekle gerçekleştirilir. Bu iki ön soğutma yönteminden başka çok hızlı bir biçimde ürünün sıcaklığını al ar. vakumla soğutma yöntemi varsa da genellikle ekonomik olmadığı için uygulama alanı azdır.

Şoklama

Gıda maddelerinin düşük sıcaklıkta hızlı dondurulmaları gerekir. Çünkü hızlı soğutmada küçük kristalli buz oluşur ve böylece gıda maddelerinin dokusu korunmuş olur. Hızlı olmayan soğutmada oluşan buz kristalleri çok iri olduğu için gıda maddelerinin dokusunu korumak imkansız olur.

Dondurulan gıda maddelerinin bozulmadan uzun süre kalabilmesi doğrudan doğruya başlangıçtaki donma hızına bağlıdır. Gıda maddelerini olumsuz yönde etkileyen bakterilerin üremesi normal sıcaklıklarda artar. Buna düşük sıcaklıklarda engel olmak mümkündür ve -35°C sıcaklıkta bu bakterilerin olumsuz etkileri ve üremeleri tamamen önlenebilir.

Gıda maddelerinin korunabilirliği, başlangıçtaki donma hızına bağlı olduğunu kabul etmek de bir yerde yanıltıcı olabilir. Gıda maddelerinin korunabilirliğinde soğutma yöntemleri gibi belirleyici nitelikte bazı dış etkenleri de göz önünde bulundurmak gerekir.

Şoklama Metotları

Bir gıdanın dondurulması, gıdadaki ısı enerjisinin bir soğutucuya aktarılarak uzaklaştırılması suretiyle sağlanır. Soğutucu: gaz, sıvı veya katı halde bulunabilir.

Soğutucu gaz olarak genellikle bir soğutma ekipmanını” evaporatörü yardımıyla soğutulan soğuk hava kullanılır. Bu tir soğutma yöntemine “soğuk hava ile dondurma” denir.

Sıvı soğutucu olarak yine bir soğutma ekipmanında soğutulmuş, şeker şurubu, salamura veya gliserol çözeltisinde-yararlanılır. Gıda maddeleri bu sıvılara daldırılmak suretiyle dondurulduğundan, bu yönteme “daldırarak dondurma” denir: Dondurmada sıvılaştırılmış azot veya sıvılaştırılmış karbondioksit gibi sıvılar da kullanılmakta ve gıda maddesi bunlara daldırılarak dondurulmaktadır. Ancak, bu sıvılaştırılmış gazlar ayrıca bir soğutma ekipmanında soğutulmamakta, kendi fiziksel nitelikleriyle soğutucu görevi yapabilmektedirler. Bu yüzden sıvılaştırılmış gazlarla yapılar, dondurmayı, daldırarak dondurma yönteminden ayırmak için, buna “Kriyojenik dondurma ” yöntemi denir.

Katı soğutucu olarak genellikle, içten soğutulan metal plakalar kullanılmakta ve gıda maddesi bu plakalar üzerinde tutularak dondurulmaktadır. Bu yöntemde gıda maddesi, soğutucu akışkanla doğrudan temas etmemekte, arada plaka bulunmaktadır. Bu nedenle de bu yönteme “indirekt temas metoduyla dondurma” veya “dolaylı temaslı dondurma” denir. İndirekt temas metoduyla dondurmada daima plakalı düzenler kullanıldığından buna “plakalı dondurma yöntemi” de denmektedir.

Bu açıklamalara göre şoklama metotları dört grup altında toplanabilir;

– Daldırma metodu

– Değdirme (indirekt temas) metodu

– Kriyojenik dondurma

– Hava ile dondurma

– Durgun hava ile dondurma

– Hava akımı ile dondurma

Daldırma Metodu

Bu yöntemde dondurulacak ürün ambalajlanmış veya ambalajlanmamış olarak, düşük derecelere kadar soğutulmuş uygun bir sıvıya daldırılmakta veya bu sıvı ürün üzerine püskürtülmelidir. Ürünün ambalajlı olması durumunda soğutucu ile soğutulan arasında bir engel (ambalaj materyali) bulunduğundan, bu tip daldırarak dondurma uygulaması bazılarında indirekt temas metodu olarak kabul edilmektedir.

Ambalajsız gıdaların daldırılarak dondurulmasında, gıda maddesi ile sıvı soğutucu akışkan arasında çok iyi bir ısı transferi sağlanmakta ve böylece hızlı bir donma gerçekleşmektedir. Buna ek olarak daldırarak dondurmanın diğer bazı olumlu yönleri de vardır. Her şeyden önce belirgin bir şekli olmayan birçok ürünün bu yolla başarı ile dondurulması olanaklıdır. Ayrıca parçacık halindeki ürünler bu yöntemle bireysel olarak dondurulabilmektedir. Örneğin, soğuk

şeker şurubuna daldırılarak dondurulan meyveler ince bir şurup filmiyle kaplanarak tek tek donduklarından bunlar depolamada, renk ve aromalarını daha iyi korumakta ve oksidatif değişmelere uğramamaktadırlar. Ayrıca soğuk hava akımında dondurmada olduğu gibi, hava ile sürekli bir şekilde temas söz konusu olmadığından özellikle oksidasyona duyarlı ürünlerde daha iyi sonuç alınmaktadır.

Daldırarak dondurmada kullanılabilecek soğutucu akışkanların sayısı sınırlıdır. Bunun nedeni ise, kullanılacak soğutucu akışkanlarda aranan bazı özelliklerden kaynaklanmaktadır. Öncelikle bu amaçla kullanılacak sıvının düşük derecelerde dahi donmaması gerekir. Gıda ile doğrudan temas eden yani ambalajlanmamış ürünlerde kullanılacak soğutucu akışkanların ise ayrıca; toksik etkili olmaması, yabancı renk. koku ve tat içermemesi, gıdanın rengini değiştirici etkide bulunmaması ve nihayet uygulama sırasında bileşiminin değişmemesi ve hijyenik kalması istenir.

Ancak dondurma işlemi boyunca, soğutucu akışkanın kirlenme ve buharlaşmasının önlenmesi ve konsantrasyonunun sabit tutulması adeta olanaksızdır. Diğer taraftan ambalajsız gıdaların daldırılarak dondurulmalarında kullanılan soğutucu akışkanlarda aranan en önemli özellik şüphesiz, soğutucu akışkanın fiziksel özellikleri ile, dondurulan gıdanın fiziksel özelliklerinin uyuşmasıdır. Örneğin meyveler şeker şurubu ile, balıklar ise salamura (tuzlu su) ile dondurulabilir ve kuşkusuz aksi pek hoş olmayan sonuçlar doğurabilir.

Daldırarak dondurmada kullanılan soğutucu akışkanlardan yaygın kullanım olanağı bulanlar, salamura (tuz çözeltisi), şeker şurubu, ve gliserol çözeltilerdir. Düşük bir donma derecesine ulaşabilmek için bu çözeltilerin yeterli bir konsantrasyonda olmas1 gerekir. Örneğin salamura ile en çok -21°C’ye kadar inmek olanaklıdır. Nitekim % 23 tuz içeren bir salamuranın ötektik noktası -21°C’dir. Aynı şekilde şekerle de en çok -21°C’ye inilebilmektedir. Sakaroz çözeltisinin % 62 konsantrasyonda ötektik noktası -21°C dir. Meyvelerin dondurulmasında kullanılabilen gliserol’un sudak: %67 ‘lik çözeltisi ile, -47°C’ye kadar inilebilmekteyse de, propilen çözeltisinin sadece ambalajlanmış gıdalarda kullanılabileceği gözden uzak tutulmalıdır.

Bu metodun mahsuru, soğutucu akışkana daldırılan ürünün öz suyuyla soğutucu akışkanın karışması sonucu ürünün kalitesinin bozulmasıdır. Soğutucu akışkan olarak tuzlu su (salamura (sodyum klorür), kalsiyum klorür ve magnezyum klorür çözeltileri) kullanıldığında tuzlu su, gıda maddesinin içine nüfus ederek tadını bozabilir. Bu gibi durumlarda gıda maddesinin üzeri hava ile suyu geçirmeyen ince bir koruyucu örtü ile kaplanarak tuzlu suyun ve havanın içeri girmesi önlenir.

Koruyucu örtü olarak, alüminyum folyo, kalaydan folyo, emprenye kağıt-karton, vaxlı kağıtlar, selofan kağıdı, polietilen örtü ve diğer özel plastikler yaygın olarak kullanılmaktadır Dondurulacak ürünün üzeri koruyucu örtü ile örtülürken içerisine vakum uygulanarak hava alınırsa, hem oksijenin bozucu etkisi yok edilmiş hem de daldırma esnasında hava tabakasının ısı geçişini engellemesi önlenmiş olur. Bu yöntem özellikle balıkların şoklanmasında oldukça yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir.

Değdirme (İndirekt Temas) metodu

İndirekt temas ile şoklama metodu, içerisinde çok düşük sıcaklıkta (genellikle -35°C sıcaklığında) soğutucu akışkan bulunan plakaların iyi ambalajlanmış gıda maddelerine temas ettirilerek şoklanması esasına dayanır. Dondurulan ürün ile, soğumayı gerçekleştiren soğutucu akışkan arasında plaka bulunduğundan bu yönteme “indirekt temas metoduyla” dondurma denir. Evlerde buz dolaplarının buzluk bölmesinde bazı gıdaların dondurulması, tek taraftan etki eden bir plakalı dondurma yöntemi olarak görülebilir.

Gıdaların indirekt temas metoduyla dondurulmasında tek koşul, dondurulacak ürün dikdörtgen prizması şeklinde yani kibrit kutusu gibi bir ambalajda bulunmasıdır. Ambalajlı ve fakat şekilsiz bir kitlenin bu sistemde dondurulma çok zordur. Çünkü ambalajın düzgün bir yüzeyle, plakaya tam olarak değmesi, donma süresi açısından çok önemlidir Buna göre düzgün şekilli ve aynı kalınlıktaki ambalajlar plaka üzerine yan yana yerleştirilip, diğer plakada üstten oturunca, iki yönden hızlı bir dondurma sağlanabilmektedir.

Bu açıklamalara göre indirekt temas metoduyla dondurmada en yaygın sistemin plakalı dondurucular olduğu görülmektedir. Bu yüzden bu metoda aynı zamanda, “plakalı dondurma” metodu da denmektedir. Plakalar dört köşe, içi boş alüminyum raflardan ibaret olup, içinde soğutma spiralleri yani soğutucu akışkanın buharlaştığı üniteler (yani evaporatör) bulunur. Böyle bir düzenlemede ısı iletimi, önce plaka ve sonra spiral materyali üzerinden iki engeli aşarak gerçekleşir. Bu yüzden daha gelişmiş sistemlerde plaka içinde spiral bulunmaz ancak plakanın içi adeta spiral şeklinde yapılmıştır. Soğutucu akışkan doğrudan bunun içinde dolaşır ve böylece spiral materyalinin ısı iletimini engellemesi ortadan kaldırılmış olur. Bu açıklamaya göre her plakanın, soğutma sisteminin bir evaporatör ünitesi görevini yaptığı anlaşılmaktadır.

En yaygın plakalı dondurucular, “Birdseye çoklu plakalı” dondurucu tipinde olanlardır. Bunlarda, iyi izole edilmiş bir kabin içinde, raf şeklinde birçok plaka üst üste yer almaktadır. Her plakanın bir ucu kauçuk bir boru ile soğutucu akışkan ana besleme hattına, diğer ucu ise yine kauçuk bir boru ile soğutucu akışkan ana dönüş hattına bağlanmıştır. Böylece kauçuk boru bağlantıları ile plakaların, kolaylıkla aşağı yukarı oynaması gerçekleşmektedir. Nitekim hidrolik bir düzenle en alttaki iki plaka arası açıhp, paketlenmiş gıda maddesi buraya tek sıra olarak dizilir. Sonra yukarı doğru diğer plakaların araları aynı şekilde doldurulur. Nihayet raf dizisi hidrolik bir düzenle hafif bir basınçla (0.05-0.1 kg/cm2) yavaş bir şekilde sıkıştırılır.

Plakalı dondurucuların etkinliği plaka ile gıda arasındaki temas dercesine bağlı olduğundan, bu sıkıştırmanın büyük önemi vardır Yine aynı nedenle, ambalajların, içinde boşluk kalmaması için ambalajlar biraz daha fazla doldurulur ve sıkıştırma sonucu içeriği iyice yerleşip ısı iletimi hızlanır. Et ve balık gibi ambalaj içinde bütün bir kitle oluşturan ürünlerin, aralarında, boşluk kalan parçacık halindeki sebze ve meyvelerden daha çabuk donmasının nedeni de budur. Ancak plakaların sıkıştırılmasında ambalajın patlamaması gerekir. Bunu sağlamak için plakalar arasına iki taraflı boydan boya ağaç dikmeler konur. Bunların kalınlığı ambalaj kalınlığından biraz az olduğundan, sıkıştırma ancak ağaç parçaların kalınlığına kadar gerçekleşir.

Plakalar dondurulduktan sonra kabin kapılan kapatılır ve-soğutucu istenen derecede çalıştırılır. Ürün, sıcaklığı -18°C’ye erişene kadar burada bırakılır. Donma süresi başta ambalajla plakanın temas derecesine bağlı olmak üzere, ambalaj materyalinin cins ve kalınlığına, dondurulan ürünün çeşidine, sıcaklık derecesine ve bizzat tüm ambalajlı gıdanın kalınlığına göre değişir. Genel olarak 5 cm kalınlıktaki ambalajlı kitleler 90-120 dakikada donmaktadır. Kabin şeklindeki plakalı dondurucular, kesik çalışmakta, genellikle her 2 saatte bir, belli bir parti dondurulmakta ve sonra boşaltılmaktadır.

Kesintisiz çalışan plakalı dondurucular ise, bir seri çift “raf-plaka” içeren bir düzeneğe sahiptirler. Bir raf çiftinin, dondurucunun önünde yani açıkta bulunduğu sırada, bantla taşınan ambalajlı ürünler otomatik olarak buraya doldurulur. Bu istiflenmiş raf, dondurucuya ginp yukarı doğru hareket ederken, biraz önce boşalmış rafa, yeni bir yerleştirme başlar. Her raf (veya istasyon) dondurucuda bir devir yapınca donma tamamlanır ve donması tamamlanmış her istasyon sıra ile boşalır.

İndirekt temas metodu sadece düzgün yüzeyli, ambalajlanmış ürünlere uygun olmakla birlikte, sıvı ve püre halindeki gıdaların süratle dondurulmasında da yaygın olarak uygulanmaktadır. Ancak bu amaçla kullanılan cihazların çalışma prensibi farklıdır. Tubular kazıyıcılı soğutucu da denen bu cihazların ekseni konumundaki mil (mutator) ile soğutma silindirinin iç yüzeyi arasında çok az bir boşluk bulunur. Mil üzerinde, silindir iç yüzeyini adeta kazıyan kazıyıcılar bulunmaktadır. Soğutucuya verilen sıvı veya yarı sıvı haldeki ürün, silindirin iç yüzey ile mil arasındaki boşlukta çok ince bir film oluşturur. Bu sırada donma gerçekleşirken, milin dönüşüyle mil üzerindeki kazıyıcılar, silindir yüzeyini kazıyarak temizler.

Bu sırada donma yüzeyi, ısı iletimini engelleyen buz tabakasından temizlendiği gibi, bu sırada dondurulan, ürünün hızla karıştırılması donmayı çabuklaştırmaktadır. Donma sadece birkaç saniye sürer. Dondurucuya sıvı veya püre halinde verilen ürün burayı terk ederken sıvı kar karışımı halindedir. Esasen böyle bir sistemde daha ileri düzeyde bir dondurma ne doğrudur ne de olanaklıdır. Aksi halde soğutucu tıkanıp blok halde kalır işte bu yüzden ”sıvı kar” karışımı halindeki bu kitle ambalajlandıktan sonra ikinci aşama olarak soğuk hava dondurucularında istenen dereceye kadar dondurularak depolanır.

Ambalajlanmış ıspanak, taze fasulye, bezelye gibi sebzeler genellikle bu yöntemle şoklanarak saklanır.

Kriyojenik Dondurma

Kaynama noktası çok düşük olan sıvılaştırılmış gazlara kriyojenik sıvılar denir. Gıdaların dondurulmasında en fazla kullanılan kriyojenik sıvıların başında “sıvı azot” ve “sıvı karbondioksit” gazı gelmektedir. Sıvı azot’un kaynama sıcaklığı -196°C ve sıvı karbondioksit’in ise, -145°C’dir. Çilek ve bazı üzümsü meyvelerde dilimlenmiş domates ve mantar gibi bazı hassas gıdalardan ancak çok hızlı bir dondurma ile, kusursuz bir ürün elde edilebilmektedir. Kriyojenik dondurma yöntemi de esas olarak bu tip ürünler için geliştirilmiş olup, uygulaması da halen bu ürünlerle sınırlıdır. Bununla birlikte kriyojenik dondurmada kullanılan cihazların basit ve ucuz olmaları, az yer kaplamaları gibi diğer bazı üstünlükleri de vardır. Ancak kriyojenik sıvıların pahalı olması metodun en olumsuz yönüdür.

Kriyojenik sıvılardan en yaygın olarak kullanılan sıvı azot gazı; havanın sıkıştırılıp önce likit hale getirilmesi ve sonra oksijenin kaynama derecesinin -183°C, azotun kaynama derecesinin -196°C olması durumundan yararlanılarak, sıvı havanın özel bir valften geçirilmek suretiyle adeta damıtılarak, azot gazının oksijenden ayrılması yoluyla üretilmektedir. Üretilen azot gazı tekrar sıkıştırılarak sıvı azot gazı elde edilmektedir. Sıvı azot gazı atmosferik basınçta -196 °C de kaynadığından, eğer elde edilmiş sıvı gaz iyi izole edilmiş tanklarda depolanırsa, bu sıcaklıkta atmosferik basınçta sıvı olarak kalır ise sadece çok az bir kısmı -196 °C’deki azot gazına dönüşür. Şu halde sıvı azot gazının tanımlanan bu koşullara uygun olarak depolanıp taşınmasında bir sorun yaratmaz ve tank veya tüpte fazla basınç oluşmaz. Bu özellik, azot gazının kriyojenik dondurmada kolaylıkla uygulanmasına olanak vermektedir. Sıvı azot gazı eğer -196 °C’nin üzerinde, örneğin oda sıcaklığında saklanmak istenirse bu defa çok yüksek basınç altında bulundurulması gerekir.

Kriyojenik dondurma amacıyla sıvı azotun öncelikle kullanılmasında bunun toksik özellikte olmaması, gıda maddesinin hiçbir öğesi ile reaksiyona girmemesi, aksine havanın yerini alarak birçok oksidatif reaksiyonları önlemesi, dondurmada ayrı bir soğutma ekipmanına gereksinim bulunmaması ve nihayet bu sıvının -196UC gibi çok düşük sıcaklıkta bulunması nedeniyle donma olayının çok hızlı olarak gerçekleşmesi gibi faktörler rol oynamaktadır. Bilindiği gibi donma olayının itici gücü; soğutucu ile soğutulan madde arasındaki sıcaklık derecesi farklıdır. Bu yüzden -196°C gibi düşük derecedeki bir sıvı, donma olayının son derece hızlı gerçekleşmesine neden olmaktadır.

Sıvı azotun soğutma etkisi kendi termodinamik özelliklerinden kaynaklanır. Nitekim -196°C deki bir kg sıvı azot, yine 1 kg azot gazı haline dönerken 47.6 kcal/g (199.7 kJ/kg) evoparasyon gizli ısısı absorbe eder. -196 °C’deki azot gazı, -18 °C’ye kadar ısınırken, azot gazının özgül ısısının 0.248 kcal/kg°C olduğu dikkate alınınca 44.2 kcal/kg (186 kJ) ısı absorbe eder. Böylece 1 kg sıvı azotun, dondurmada kullanılırken -18°C azot gazına dönüşmekle toplam olarak 92 kcal/kg ısı (385.6 kJ/kg) absorbe etmekte olduğu görülmektedir.

Sıvı azot dondurulacak gıda üzerine 3 şekilde uygulanabilir. Dondurulacak gıda ya sıvı azota daldırılır, ya sıvı azot gıda üzerine damlacıklar halinde püskürtülür veya dondurulacak gıda üzerinden düşük derecelerdeki azot gazı geçirilir. Nitekim bu uygulamalar için çeşitli sistemler geliştirilmiştir. Ancak soğutucu akışkan tasarrufu için daha çok zıt akım tünel sistemi kullanılır. Tünel sisteminde, dondurulacak ürün tünelin bir ucundan girerken diğer ucundan ürün üzerine sıvı azot püskürtülür. Tünelin çıkış ucundan ürün üzerine damlacıklar halinde uygulanan azot, gaz haline geçerek tünelin hammadde giriş ucuna yönelir ve bu sırada karşılaştığı ürünü süratle soğutur. Böylece ürün sıvı azotun püskürtülmesinden önce yeterli derecede soğutulmuş olur.

Sıvı azotun sıcaklığı -196°C olmakla birlikte dondurulan ürünün sıcaklığı hiçbir zaman -196°C’ye düşmez, buna gereksinim yoktur. Dondurulan ürünün ortalama sıcaklık derecesi en çok -46°C’ye kadar düşürülür. Gerçekte donma sırasında, ürünün yüzey sıcaklığı -180°C’ye kadar inebilmekte fakat ürünün genel sıcaklık derecesi, daha sıcak olan iç kısımların etkisiyle yükselerek ve dengelenerek depolama derecesine erişmektedir. Kriyojenik sıvılarla dondurulmuş ürünler üzerine, bazen daha sonra su püskürtülmek suretiyle, ince bir glaze tabakasıyla kaplanmaktadır.

Diğer taraftan kriyojenik dondurmada karbondioksit, sıvı halde veya katı halde (kuru buz) olmak üzere iki formda da uygulanmaktadır. Sıvı CO2 gazının yüksek basınç altında sıkıştırılmasıyla elde edilir. Kaynatma derecesi -145°C’dir. Bir memeden püskürtülürken, -79°C’de sublime olma niteliğinde katı faza dönüşür ki buna “kuru buz” denir. Yaklaşık 2 kg sıvı CO2 den 1 kg kuru buz elde edilir. Buna göre dondurulacak ürün ya sıvı karbondioksite daldırılır ve karbondioksit, ürün üzerine püskürtülür. Kuru buz ise dondurulacak gıda ile karıştırılır.

Hava İle Dondurma

Halen en yaygın uygulanan değişik cihazlardan yararlanılarak ve birçok değişik versiyonu olan en eski yöntem budur. “Durgun hava ile dondurma” ve “Hava akımında dondurma” olarak başlıca iki uygulaması vardır.

Durgun Hava İle Dondurma

İsminden de anlaşılacağı gibi dondurmada kullanılan soğuk hava hareketsizdir. Böyle bir dondurucunun esası, iyice izole edilmiş bir soğuk odadır. Soğutma ekipmanının evaporatörü tavanda duvarda veya odanın ortasında yukardan aşağı doğru uzanan borular demeti şeklinde bulunabildiği gibi dikine raflar şeklinde de olabilir. Dondurulacak ürünler bu raflar arasına istif edilir. Bu tip dondurucular kullanılan ekipman açısından basit ve ucuzdur. Durgun hava dondurma odalarında hava hareketini sağlayan genelde hiçbir düzen yoktur, hava sadece doğal taşınımla hareket etmektedir. Ancak bunu bir hava hareketi olarak görmek olanaksız olduğundan havanın durgun olduğu kabul edilmektedir Hatta bazı durgun hava dondurucularında bir fan yardımıyla, sınırlı bir hava hareketi sağlanmaktadır. Ancak bu düşük hava hızı nedeniyle böyle bir düzenlemeyi “hava akımında dondurma” yöntemiyle karıştırmamak gerekir. Çünkü hava akımında dondurmada hava, zorlanmalı bir sirkülasyonla yüksek bir hızla dolaştırılarak, yüksek bir donma hızı sağlanabilmektedir.

Gıda maddelerinin dondurulmasında 1861 yılından ben uygulanan ve bu alandaki en eski metod olan durgun havada dondurma metodu, “sharp freezing” yani; “hızlı (ani) dondurma olarak isimlendirilmektedir. Bu yöntem günümüzde isminin çok gerisinde kalan bir uygulamadır. Çünkü daha iyi bir yöntemin bilinmediği -18 °C ‘nin altında dondurmanın sağlanamadığı bir dönemde verilen bu ismin, bugünkü teknikteki anlamı tamamen farklıdır.

Durgun havada dondurma yönteminde soğuk odanın sıcaklık derecesi – 5 °C ila – 30 °C arasında bulunur. Hareketsiz veya çok yavaş hareketli bir havanın ısı iletkenliği çok düşük olduğundan, dondurulmak üzere depoya konan gıda maddesinin donması çok uzun süre alır. Donma süresi, dondurulan materyalin büyüklüğüne, ambalajın niteliğine, dondurulan birimler arasındaki boşluğa ve bunun gibi değişik faktörlere bağlı olarak birkaç saatten bir haftaya kadar değişebilir. Bu metod esas olarak balık dondurma amacıyla uygulanmış olup halen de aynı amaçla yaygın olarak kullanılmaktadır.

Hava Akımı İle Dondurma

Bu tip dondurucuların genel ilkesi havanın, dondurulan gıda maddesi ile evaporatör arasında hızlı hareket etmesidir. Gücü fanlar yardımıyla hareket ettirilen hava, soğutma spiralleri (evaporatör) üzerinden geçerken soğur ve sonra dondurulan ürün üzerinden 10-15 m/s hızla geçer, isi transfer katsayısı hava hızına bağlı olarak arttığından, gıda maddesinin hızla dondurulması sağlanır. “Hava dolaşımlı dondurma” da denen bu yöntemde hava sıcaklığı -30 °C ila -45 °C arasında değişmektedir.

Hava akımında dondurma yönteminde çok değişik tipte donduruculardan yararlanılır. Bunlardan en yaygınlarından birisi, tünel dondurucularıdır. Tünel dondurucularda, dondurulacak ürün ya bir bantla taşınır, veya üst üste yerleştirilmiş kerevetlerden oluşan araba dizilerinin içindeki hareketiyle taşınır. Buna göre tünel dondurucular ya bantlı veya kerevet vagonlu olabilmektedir. Bant veya vagonların tüneldeki hızı donma süresine göre ayarlanır. Diğer taraftan dondurulan ürün ise soğuk havanın tünel içindeki hareketleri “paralel” veya “zıt” olabilir. “Zıt akımlı” tünellerde dondurulacak ürün tünelin bir tarafından, soğuk hava ise diğer ucundan verilir. Buna göre en soğuk hava, tünel çıkışında, donmuş ve sıcaklık derecesi çok düşmüş ürünle karşılaşır, ve sonra tünel girişine doğru yoluna devam eder.

Buna göre bu sistemde donma, aşamalı olarak gerçekleşir ve tam donma boyunca herhangi bir noktada ürünün sıcaklık derecesinin yükselmesi söz konusu değildir. Ancak soğuk hava, tünelin karşı ucuna yani, ürün giriş ucuna ulaşana kadar ısınır ve sıcaklık derecesi yükselir. Kısmen ısınmış bu hava tekrar evaporatöre dönecek ve yeniden soğutulacaktır. Ancak bu durumda evaporatör ile sirküle edilen hava arasındaki sıcaklık farkı (AT), çok büyümüş olduğundan, evaporatörlerde hızlı ve devamlı bir karlarıma belirir. İşte, özellikle ürün tünellerde fazlaca beliren bu sakınca nedeniyle, tünellerde hava hareketi ürün hareketine çapraz olarak düzenlenir, yani hava tünelin yanlarından verilir. Böylece, havanın hareketi çok kısa mesafede gerçekleştiğinden, hava ısınmaz ve AT değerinin büyüme sakıncası ortadan kalkar.

Bireysel Hızlı Dondurma Yöntemi (IQF)

Günümüzde, birçok ürünün bir blok haline gelmeden tek tek parçalar halinde dondurulması istenmektedir. Bu nedenle bantlı donduruculardan, bandın altından verilen çok yüksek hızlı havanın, bant üzerindeki parçacıkları adeta havada yüzer halde tutmasına dayanan “akışkan yatak dondurucu” denen yeni bir sistem geliştirilmiştir. Akışkan yatak dondurucularda, hava içinde yükselen ve geri düşen adeta kaynamaya benzer bir hareket yapan parçacıkların her biri, tüm yüzeylerinden soğuk hava ile tam olarak temas sağlayarak süratle donar. Akışkan yatak dondurucular gerçekte bir bant dondurucudurlar. Bununla birlikte çok değişik akışkan yatak dondurucular vardır. Şekil 10.3’de bir akışkan yatak dondurucu gösterilmiştir.

sekil-10-3-akiskan-yatak-dondurucu

Gerçekten akışkan yatak dondurucularda, diğer hava dolaşımlı dondurma sistemlerinin hiçbirinde ulaşılamayan hızlı bir dondurma gerçekleşebilmektedir. Bu yöntemde sadece hızlı bir donma sağlanmakla kalmayıp, ayrıca her parça ayrı ayrı donduğundan ürünün bir blok haline dönüşmesi önlenmiş olur. Bu şekilde her tane ve parçacığın ayrı ayrı donmasına bireysel hızlı dondurma (individually quick frozen IQF) denir. Bu yöntemde havanın hızı 10-15 m/s arasında değişir. Sıcaklık ise -30°C ile – 40 °C arasında değişmektedir.

sekil-10-4-bireysel-hizli-dondurucu-1

sekil-10-4-bireysel-hizli-dondurucu-2

Akışkan yatak sisteminde bir ürünün dondurulabilmesi için, ürünün belli bir hava akımında akışkanlık kazanabilecek kadar küçük taneler veya parçalar halinde bulunması gerekir. Bu nedenle bu yöntem, bamya ve bezelye gibi bütün haldeki sebzelerle doğranmış her türlü sebzede, örneğin doğranmış yeşil fasulye küp şeklinde kesilmiş havuç ve patateslerle, halka şeklinde doğranmış soğan ve havuçlarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Akışkan yatak dondurucular, dondurulacak parçaların iriliğine yani havada akışkanlık kazanma niteliğine göre, 5-10 cm kalınlıkta bir tabaka oluşturacak şekilde beslenirler.

Yukarıda belirtildiği üzere donma süresi çok kısa olup, parça iriliğine göre 3-15 dakika arasında değişir. Nitekim bezelyeler 3-6 dak. doğranmış fasulyeler 5-12 dak., küp şeklindeki havuçlar 5-6 dak. ve bütün haldeki ince havuçlar 9-10 dakikada dondurulabilmektedir. Bu değerler, akışkan yatak dondurucularda 5-10 cm/s ‘lik bir donma hızına erişebildiğini göstermektedir. Halbuki, diğer hava akımında dondurma sistemlerinde donma hızı 1-3 cm/s dolaylarında kalmaktadır.

Donan ürün bant çıkışında önce polietilen torbalara, daha sonra mukavva kutulara konulduktan sonra polietilenle hava almayacak bir şekilde ambalajlanır (Şekil 10.4.).

Spiral bantlı dondurma yönteminde ise, yalıtılmış bir kabin içinde yer alan ve toplam uzunluğu 100 – 300 m arasında değişen bir bant, dondurulacak ürünü spiral bir yol izleyerek aşağıdan yukarı doğru taşırken, soğuk hava yanlardan verilir. Bandın spiral şekilde oluşu dolayısıyla az yer işgal eden bu küçük sistemde, büyük miktarda hammaddenin dondurulmasına olanak vermektedir. Spiral bantlı dondurucular özellikle, plakalı dondurucularda dondurulma olanağı bulunmayan, ambalajlanmış haldeki şekilsiz ürünlerin dondurulmasında kullanılmaktadır.

Şekil 10. 5′ de bir spiral bantlı soğuk hava akımında dondurma cihazı görülmektedir. Değişik tipleri olan bu dondurucularda hava ve ürün zıt akım ilkesine göre karşılaşmakta ve hava dikey olarak hareket etmektedir. Böylece hava akımında kontrollü bir türbülans sağlanarak, ürün ile hava arasındaki ısı transferleri çok iyileşmektedir. Bu dondurucularda dondurulan ambalajlanmamış ürünlerde su kaybı sonucu beliren ağırlık azalması % 0.6’ya kadar düşürülebilmektedir.

sekil-10-5-spiral-bantli-dondurucu

Hava Tüneli (Şok Tüneli) (Air Blast)

Hava tüneli veya şok tüneli olarak adlandırılan bu şoklama metodunda, düşük sıcaklıktaki yüksek hızlı hava akımının hem sıcaklık farkından hem de hızının fazlalığıyla sağlanan yüksek ısı transferinden yararlanılmaktadır. Dikkat edilmesi gereken husus, hava akımları dondurulacak ürünün etrafından rahatça ve çepeçevre geçebilmelidir. Bu metod, bilhassa şekil ve fiziki boyutları yönünden düzgün olmayan mallar için uygun olmakta ve iyi sonuç vermektedir.

Hava ile şoklama metodunun esasını, belirlenen donma sıcaklığına kadar soğutulan havanın vantilatörlerin aracılığı ile gıda maddeleri üzerine gönderilmesi oluşturur. Hava akımı ile dondurmada çok değişik uygulamalar söz konusudur. Çünkü yöntem değişil cihazların dizaynına elverişlidir. Bunlardan birisi de dikine hareke: eden tepsilerden oluşan bir sistemdir. Bu sistemde, fasulye, bezelye çilek gibi ürünler tepsi şeklindeki gözlere konulur. Tepsiler bir taşıyıcı sistemle yukarı doğru hareket ederken soğuk hava akımıyla karşılaşır. Her tepsinin bir devri ile, ürünün donması sona erer.

Birçok olumlu yönleri nedeniyle şoklama teknolojisinde en yaygın olarak kullanılan dondurma metodu, soğuk hava ile dondurma yöntemidir. Ancak soğuk hava dondurma metodunun bazı olumsuz tarafları da vardır. Nitekim bu metodun en olumsuz yönü, ambalajsız ürünlerde nem kaybıdır. Yukarıda açıklandığı gibi soğuk hava ile dondurmada, ürünün üzerinden, hatta parçacık ve tanecikler halinde olanların arasından yüksek hızda soğuk hava geçirilmesi teme. kuraldır. Ne kadar soğuk olursa havanın, mutlaka bir kurutma potansiyeli vardır. Çünkü bir ürünün kuruması kendini çevreleyen havanın nem içeriğine bağlıdır. Kurumada sıcaklık ikinci derece ve dolaylı etki eden bir faktördür.

Eğer ıslak bir maddenin su buhar. basıncı, kendini çevreleyen havanın su buharı basıncından yüksekse, diğer bir anlamda havanın nemi düşükse, sıcaklık derecesi ne olursa olsun daima bir buharlaşma, yani su kaybı belirir. Şu halde ambalajsız ürünlerin hem dondurulması sırasında hem de depolanması süresince, soğuk havanın nem düzeyine bağlı olarak ürün, az veya çok su kaybeder. Su, soğuk havaya su buharı olarak geçer ve havanın su buhar içeriğini yükseltir. Ürünün daha sıcak olduğu donma başlangıcında su kaybı çok daha fazladır. Çünkü ıslak bir maddenin su buharı basıncı sıcaklık derecesine bağlıdır. Buna göre donma başlangıcında ürünün su buharı basıncı ile, soğuk havanın su buhar. basıncı arasında daha büyük bir fark bulunur. Özellikle donma başlangıcında suyun buharlaşarak kaybını kamçılayan ve gerçekleştiren faktör de budur.

Dondurulan ürünün su kaybetmesi iki önemli soruna neden olur. Bunlardan birisi kaybedilen su miktarına göre üründe kalite düşmesine neden olan fiziksel gelişmelerin belirmesi, diğeri ise evaporatör spirallerinin karlanmasıdır. Aşırı derecede su kaybı, özellikle donmanın gerçekleşmesinden sonra yüzeyden süblimasyon yoluyla oluşan su kaybı; ürün yüzeyinden don yanığı denen lekelerin, belirmesine   neden   olur.   Donma   yanığı,   dondurulmuş   ürünün görünüşüne ait kalite kriterlerine önemli düzeyde olumsuz etkide bulunduğu gibi, beslenme değerinin düşmesine de neden olmaktadır. Don yanığı, donmuş üründeki buzun bölge bölge sublimasyonla uzaklaşması yoluyla oluştuğuna göre, geride oksijenin derinlere doğru sızabileceği gözenekli bir yapı kalır ve böylece gıda maddesi oksidatif değişmelere elverişli bir hale gelir. Geriye dönüşü olmayan bir değişim olan don yanığı, dondurulmuş ürün üzerinde parlak noktalar halinde görülür.

Ürünün su kaybı ileri düzeyde bulunmasa bile, bazı parlak görünüşlü ürünlerde mat bir görüntüye neden olması da önemli bir olumsuzluktur. Nihayet ürünün su kaybı bir ağırlık azalması sonucunu doğurduğundan bu aynı zamanda şoklanan ürün sahibinin parasal bir kaybı demektir.

Ürünün su kaybını ve don yanığını önlemek veya en düşük düzeyde tutmak amacıyla çeşitli önlemler alınabilmektedir. Bunların en kesin ve en önemlisi şüphesiz dondurulacak meyve veya sebzenin dondurmadan önce ambalajlanmasıdır. Ancak bu önlem IQF gibi bir yöntemde olanaksız olduğu gibi, diğer yöntemlerde ambalajın ısı iletimini engellemesi yüzünden donma süresinin çok uzamasına neden olmaktadır. Şu halde ambalajlama her zaman uygulanabilir bir önlem değildir.

Su kaybını önlemede diğer bir olanak, dondurulan ürünün henüz sıcak olduğu ve bu sebeple fazla su kaybettiği donma başlangıcında, nem oranı çok yüksek olan yaklaşık -4°C ila -5 °C’lerdeki soğuk hava ile soğutulmasıdır. Böylece bu ön soğutma ile kritik bölge sorunsuz olarak aşıldığından ikinci aşamada daha soğuk havayla karşılaşan ürün, süratle donar ve donma kısa sürede gerçekleştiğinden nem kaybı azalır. Nitekim bu nedenle akışkan yatak dondurucularda çoğunlukla, “ön soğutma” ve “dondurma” gibi iki bölme bulunur.

Diğer taraftan, ürünün su kaybına karşı başka bir önlem ise, ön soğutma ile ürünün ıslatılmasının beraberce uygulanmasıdır. Buna göre dondurulacak ambalajsız ürün, önce ıslatılır ve sonra ön soğutma bölgesinde hafifçe dondurulur. Bu sırada yüzeyde ince bir buz tabakası oluşur. Buz kaplanmış parçacıklar, esas dondurma bölgesinde dondurulurken, bir miktar nemi süblimasyonla sadece bu tabakadan kaybeder. Ürünü su kaybından koruyan bu işlem balıkların dondurulmasında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Ürünün kaybettiği su, buhar olarak havaya karışır. Nem düzeyi artmış hava, evaporatör spirallerine ulaşınca, nemin bir kısmı bu spiraller üzerinde yoğunlaşıp kar halinde toplanır. Şu halde ürünün kaybettiği su evaporatöre taşınmakta ve evaporatörlerde karlarıma olmaktadır. Ambalajsız olarak dondurulan ve depolanan ürünlerin su kaybetmesinin en önemli olumsuz sonuçlarından birisi budur. Karlarıma sonucu evaporatörün soğutma gücü azalır ve sık sık karın çözülmesi (defrost) için, evaporatörün devre dışı bırakılması gerekir. Dondurulan ürünün su kaybını azaltan önlemlerin çoğu aynı zamanda evaporatör spirallerinin karlanmasını da sınırlamaktadır.

Projelendirme

Soğuk depo projelendirilmesi aşağıdaki sıraya göre yapılmalıdır;

1) Ürünün cinsi ve miktarı belirlenmeli,

2) Tesisin kurulacağı yer belirlenmeli,

3) Ürünlerin kısa süreli mi, uzun süreli mi muhafaza edileceği belirlenmeli,

4) Ürün miktarı için oda sayısı belirlenmeli,

5) Her bir oda boyutlandırılmalı,

6) Mimari proje hazırlanmalı (kat planları ve kesit),

7) Her bir odanın soğutma yükü tespit edilmeli (bakınız Tablo 10),

8) Her bir odanın soğutma yüküne göre soğutma grubu elemanları kataloglardan seçilmeli,

9) Soğuk deponun soğutma tesisatı projesi çizilmeli,

10) Her bir oda için soğutma devresi projesi çizilmeli,

11) Boru çapı hesabı yapılmalı,

12) Maliyet ve amortisman hesabı yapılmalı

Soğuk hava deposu projelendirilmesinde yapılması gereken ilk husus, yatırım planlama ve fizibilite etüdünün yapılmasıdır. Soğuk hava deposunun yeri, muhafaza edilecek ürünlere yakınlığı, ulaşım kolaylığı, pazara yakınlığı, ne tür ürünler depolanacağına karar verilmesi, ne amaçla yapıldığı tespit edilmelidir. Proje yapanın ana gayesi, muhafaza edebileceği ürün yelpazesi geniş olan ve sadece bir ürün için değil de gerek duyulduğunda çeşitli türdeki ürünleri de muhafaza edebilecek bir soğuk hava deposu dizayn etmek olmalıdır. Sadece bir ürüne göre depo dizayn edilirse, o sene gerek iyi mahsul alınamaması ve gerekse hastalık sonucu bahse konu üründen piyasada az miktarda olması dolayısıyla deponun bir yıl süreyle boş bekletilmesi söz konusu olamaz. Bu durum aynı zamanda bir büyük oda yerine birkaç küçük odaya sahip bir soğuk hava deposu projelendirmeyi de gerekli kılmaktadır. İki farklı ürün aynı odada muhafaza edilemeyeceği için, farklı odaların farklı ürünlere tahsis edilmesi olanağı sağlanacaktır. Tek oda olması durumunda odanın yarısının veya duruma göre daha fazla bir kısmının boş kalması durumu ile karşılaşılabilir. Hacimce küçük olan odanın, büyük olan odaya göre daha kısa sürede rejime gireceği gerçeği de göz ardı edilmemelidir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam Engelleyici

Reklam engelleyici eklenti kullandığınızı fark ettik. Muhendisiz.Net web sitesini verimli kullanabilmek için lütfen reklam engelleyiciyi kapatınız.